Antibiyotiklerin bilinçsiz ve aşırı kullanımı, dünya genelinde hızla yayılan antibiyotik direnci sorununa yol açıyor. Uzmanlar, bu sorunun 2050 yılına kadar büyük bir krize dönüşeceğini ve Türkiye’nin de en çok kayıp verecek ülkeler arasında yer aldığını belirtiyor. Türkiye, antibiyotik kullanımının yüksek olduğu ülkelerden biri olarak bu durumdan büyük oranda etkilenmeye devam ediyor. Peki, çözüm ne?
Antibiyotik Direnci ve Gelecekteki Tehdit
Antibiyotik direnci, bakterilerin antibiyotiklere karşı gelişen dirençleri nedeniyle tedavi edilemez enfeksiyonların artmasına yol açıyor. Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Önder Ergönül, antibiyotiklerin yanlış kullanımı nedeniyle bakterilerin mutasyona uğrayarak direnç kazandığını, bu yüzden enfeksiyon hastalıklarının tedavi edilmesinin zorlaştığını belirtiyor. Türkiye, antibiyotik kullanımı ve direnç gelişimi sıralamasında üst sıralarda yer alıyor. Bu sebeple, 2050 yılında Türkiye, en fazla insan kaybı yaşayan ülkelerden biri olma riskiyle karşı karşıya.
Gereksiz Antibiyotik Kullanımı ve Hızlı Testler
Türkiye’de antibiyotiklerin gereksiz yere reçete edilmesinin önündeki başlıca engel, çoğunlukla viral enfeksiyonlar için antibiyotiklerin kullanılmasından kaynaklanıyor. Solunum yolu enfeksiyonları, mide-bağırsak hastalıkları ve idrar yolu enfeksiyonları gibi durumlarda gereksiz antibiyotik kullanımı sıkça görülüyor. Bu noktada, hızlı tanı testleri ve doğru teşhis yöntemlerinin yaygınlaştırılması, antibiyotiklerin yalnızca bakteriyel enfeksiyonlar için kullanılmasını sağlayabilir. Prof. Dr. Ergönül, bu testlerin hızla yaygınlaştırılmasının önemli olduğunu belirtiyor.
Eğitim ve Sağlık Okuryazarlığı
Prof. Dr. Ergönül, “soğuk algınlığına antibiyotik iyi gelir” gibi yanlış inanışların halk arasında yaygın olduğunu vurguluyor. Bu yanlış bilgilendirmelerin önüne geçebilmek için, antibiyotik bilincinin artırılması gerektiğini ifade ediyor. Eğitim müfredatına antibiyotik bilincinin ilkokul seviyesinden eklenmesi gerektiğini belirten Ergönül, bunun toplumda doğru sağlık algısını oluşturmak için kritik bir adım olduğunu söylüyor.
Başarılı Ülkeler ve Türkiye’nin Durumu
Fransa ve İskandinav ülkeleri, antibiyotik kullanımını başarılı bir şekilde kontrol altına almayı başaran örnek ülkeler arasında yer alıyor. Fransa, antibiyotik kullanımını sınırlamak için eğitim programları ve cezai yaptırımlar uygulayarak başarılı oldu. İskandinav ülkeleri ise bilimsel eğitimi erken yaşlardan itibaren vererek, doğru sağlık algısını topluma yerleştirdi. Türkiye’nin bu ülkelere benzer adımlar atması, antibiyotik direncinin önlenmesi açısından büyük önem taşıyor.
Türkiye’de Antibiyotik Kullanımı Durumu
Türkiye, antibiyotik kullanımında önemli bir yer tutuyor. 2013 yılında yürürlüğe giren reçetesiz antibiyotik satış yasağı, antibiyotik tüketimini önemli ölçüde azaltmıştı. Ancak pandemi sonrası kazanımlar kaybedildi ve antibiyotik tüketimi yeniden arttı. 2022 verilerine göre, Türkiye, antibiyotik kullanımında dünyada birinci sırada yer aldı.
Antibiyotiklere Erişim ve Kullanım Oranları
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından belirlenen AWaRe sınıflandırmasına göre, Türkiye’nin erişim antibiyotiklerikullanım oranı, 2014’te yüzde 45, 2022’de ise yüzde 54 oldu. Ancak DSÖ tarafından belirlenen yüzde 60 hedefinin altında kalınmış durumda. Erişim antibiyotikleri, daha az yan etkiye sahip, düşük maliyetli ve genellikle daha az direnç seçeneği sunan ilaçlardır. Türkiye, bu antibiyotikleri kullanma oranında hedefe ulaşmak için daha fazla çaba sarf etmelidir.
Türkiye, antibiyotik kullanımını daha etkili bir şekilde kontrol altına almak zorunda. Eğitim, bilinçlendirme, hızlı testlerin yaygınlaştırılması ve yasal düzenlemeler bu sorunun çözülmesinde kritik öneme sahip. Antibiyotik direnci, sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda gelecekte büyük bir insanlık krizi yaratma potansiyeline sahip bir tehdittir. Türkiye, antibiyotik kullanımını daha kontrollü bir hale getirerek, gelecekteki sağlık krizlerini önleyebilir.